|
|
Ebu Derda
Radıyallahu Anh anlatıyor Resullah Aleyhisalatu Vesselam
buyurdularki:
ALLAH (CC) HAZRETLERİ HASTALİGİDE İLACIDA İNDİRMİŞTİR VE HER
HASTALİGA BİR İLAÇ VERMİŞTİR ÖYLEYSE TEDAVİ OLUN ANCAK HARAM
OLAN ŞEYLE TEDAVİ OLMAYIN DİYE BUYURMUŞTUR
(EBU DAVUD ,TIBB
11.3874)
Kronik Böbrek Yetmezliği Hastalığı Tedavisi Mümkün Olan Bir Hastalıktır.
Genel Bilgiler
Böbrek karnın arka bölgesinde bulunan 100-150 gram ağırlığında
bir organdır. Normal kişilerde sağ ve solda olmak üzere iki adet
böbrek bulunur. Toplumda yaklaşık 1000 kişinin bir tanesinde tek
böbrek vardır. Tek böbrekli olmanın önemli bir sakıncası yoktur.
Böbreklerin işlevi
Böbreğin başlıca işlevleri vücut su, tuz, kalsiyum dengesinin
sağlanması, idrar aracılığı ile zararlı maddelerin ve ilaçların
vücuttan atılması ve hormon, şeker metabolizmasına olan
katkılarıdır. Böbrek yetmezliğinde böbreğin bu işlevlerinde
bozulma olur. Böbrek yetmezliği ani (akut) veya sinsi (kronik)
seyirli olmak üzere iki şekilde gelişebilir.
Akut böbrek yetmezliğinin nedenleri
Çok sayıda neden vardır;
1. Ağır kanama, kusma, ishal, yanık sonucu kan basıncında düşme
2. Gebelik: Kanamalar, gebelik zehirlenmesi, sağlıksız
koşullarda yapılan düşükler
3. Kalp yetmezliği
4. Böbrek hastalıkları: Nefrit, böbrek damarının tıkanması
5. İdrar yollarında tıkanıklık: Kanser, prostat büyümesi, taşa
bağlı tıkanma
6. Ameliyatlardan, özellikle büyük ameliyatlardan sonra
7. İlaçlar: İlaçlara bağlı akut böbrek yetmezliği sık
karşılaşılan bir sorundur, bu nedenle ilaçlar kesinlikle doktor
denetiminde kullanılmalıdır.
8. Depreme bağlı kas zedelenmeleri
Kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri
Türk Nefroloji Derneğinin verilerine göre;
1. Nefrit: Böbrek iltihabıdır.
2. Şeker Hastalığı
3. Hipertansiyon
4. Taş, tıkanma, tümör gibi idrar yolu hastalıkları
5. Böbrek kistleri
6. Diğer nedenler
Belirti ve bulgular
Gece idrara kalkma, halsizlik, nefes darlığı, çarpıntı, idrar
miktarında azalma, hipertansiyon, el, ayaklar ve göz etrafında
şişmedir. Böbrek yetmezliğinin erken dönemlerinde belirtiler çok
silik olabilir, tek belirti sık gece idrara kalkma olabilir.
Gece idrara kalkma akşam çok sıvı (çay, su, karpuz...) alanlarda
veya prostat hastalığı olanlarda da görülebilir. Gece idrara
kalkan bir hastada başka bir neden yoksa bunun nedeni böbrek
yetmezliği olabilir. Bu nedenle sık sık gece idrara kalkanların
mutlaka böbrek yetmezliği yönünden araştırılmaları gereklidir.
Bu amaçla kan ve idrar incelemeleri yapılmalıdır.
Tanı
Böbrek yetmezliğinin tanısı kanda üre veya kreatinin isimli
maddelerin ölçülmesi ile mümkündür. İdrar incelemesi, radyolojik
yöntemler, kanın
Böbrek yetmezliği, böbreklerin görevlerini tam olarak yerine
getirememesi sonucu gelişir. Bunun en açık göstergesi hastanın
kanında üre ve kreatinin gibi bazı zararlı maddelerin
artmasıdır. Böbrek yetmezliği karşımıza iki şekilde çıkabilir:
Aniden başlayabilir (Akut böbrek yetmezliği): Saatler veya
günler içinde çok hızlı ortaya çıkar. Böbrekte oluşan hasar
genellikle eski haline döner. Diyaliz , yalnızca böbreklerin
çalışmadığı zamanlarda gerekli olabilir.
Yıllar içerisinde sessizce gelişebilir (Kronik böbrek
yetmezliği): Böbrekleri yavaş yavaş bozan ilerleyici bir
hastalıktır. Bu durum yıllar boyu sürebilir. Hastalık çok
ilerleyene kadar belirtileri görülmeyebilir.
Her iki durumda da böbrekler zararlı maddeleri dışarı
atamadıkları için artık maddeler kanda birikerek birçok doku,
organ ve sistemi etkilerler.
Kronik Böbrek Yetmezliğinin Bazı Nedenleri
Böbreğin süzme görevi yapan bölümlerinde iltihap ve harabiyet
Böbreğin bazı bölümlerinin iltihabı
Böbreklere giden bazı damarların hasarı sonucu kan akımının
azalması
Şeker hastalığı
Yüksek tansiyon
Böbrek kistleri
Böbrek Hastalıklarının Belirtileri
Bulantı-kusma
Halsizlik
İştahsızlık
İnatçı kaşıntılar
Çok su içme
Günlük idrar miktarında azalma veya aşırı miktarda idrar yapma
Cildin sarımsı-kahverengi renk alması
Çabuk yorulma
Çarpıntı
Nefes darlığı
İşitme güçlüğü
Ani ve sürekli kan basıncı (tansiyon) yükselmeleri
Göz kapaklarında ve ayaklarda daha belirgin olmak üzere tüm
vücutta su birikmesi (ödem)
Sık idrara çıkma
Ağrılı idrar yapma
Kanlı idrar
Bulanık idrar
Gece birden fazla idrara kalkma
Kişilik değişiklikleri ile başlayan saldırganlık
Bilinç bulanıklığı ve komaya kadar uzanan uyanıklık ve davranış
değişiklikleri
Havale (nöbet) geçirme
Özellikle çocuklarda gece idrar kaçırmaları ve gelişme
gerilikleri
Not : Bu belirtiler başka birçok hastalıkta da
görülebileceğinden hangi hastalıktan kaynaklandığının hekim
tarafından belirlenmesi gerekir.
Böbrek Yetmezliğinin Tedavisi
Böbrek yetersizliği çok ilerlerse son dönem böbrek yetersizliği
ortaya çıkar. Böbrekler kanı temizleme görevini hiçbir şekilde
yapamaz. Kandaki zararlı atıkların düzeyi yükselir. Ayrıca, kan
tuzları normal sınırların dışına çıkar. Bunlardan en önemlisi
potasyumdur. Kan potasyumu normalin çok üzerine çıkarsa hayati
tehlike belirir. Bu aşamaya gelen hastaların böbreklerine başka
tedavi yöntemleri ile yardım etmek gerekir.
Kronik böbrek yetersizliği önceden çok sık olarak ölüme yol
açmaktaydı. Ancak , günümüzde çok etkin bir şekilde tedavi
edilmektedir. Bu nedenle, son dönem böbrek yetmezliğinden
korkmamak ama bu hastalığa karşı bilinçli olmak gerekir. Son
dönem böbrek yetersizliği ortaya çıktığında sadece ilaç
kullanarak hastayı tedavi etmek mümkün olmaz. Burada böbreğin
görevlerini üstlenecek başka tedavi yöntemleri gereklidir. Bu
yöntemler başlıca 2 tanedir :
Diyaliz
Böbrek nakli
Diyaliz iki şekilde uygulanabilir :
Hemodiyaliz (makine diyalizi)
Periton diyalizi (karın diyalizi)
Böbrek nakli, hastaya başka bir kişiden alınan yeni bir böbreği
takarak vücuttaki zararlı artıkları temizlemektir. Böbrek nakli
de iki ayrı tür vericiden yapılabilir :
Hemodiyaliz
Bir makine aracılığı ile hastanın kanının özel bir filtreden
süzdürüldüğü ve içindeki zararlı maddelerin temizlendiği ve
temizlenen kanın hastaya geri verildiği bir tedavi şeklidir. Bu
amaca uygun olarak süzgeç görevi yapacak yapay özel filtreler
üretilmiştir. Bu filtrelerin diyaliz makinelerine takılması,
kanın bir pompa ile hastadan çekilerek bu zardan süzdürülmesi
ile hemodiyaliz gerçekleştirilir. Bu süzme işlemi sırasında
filtrenin bir ucundan hastanın kanı girer. Bu kandaki üre,
kreatinin gibi zararlı maddeler, potasyum adı verilen ve fazlası
vücuda zararlı olan bir tuz ile diğer zararlı maddeler dışarı
alınır. Filtrenin diğer ucundan temizlenmiş olarak çıkan kan ise
vücuda geri döndürülür. Hemodiyaliz sırasında vücutta fazladan
birikmiş suyun çekilmesi ile tansiyon yüksekliği de daha kolay
kontrol edilir.
Periton (Karın) Diyalizi
Kanı zararlı artıklardan temizlemek için her zaman yapay
filtreler gerekmez. Bu amaçla insanın kendi karın zarı da filtre
yerine kullanılabilir. İnsanın kendi karın zarı olan peritonun
kullanıldığı diyaliz şekline periton diyalizi (karın diyalizi)
adı verilir.
Böbrek Hastalarında Beslenme
Proteinler:
Büyüme ve gelişmenin sağlanması dokuların onarımı ve vücut
savunması için en önemli olan besin türüdür. En önemli protein
kaynakları yumurta, süt, peynir, diğer hayvansal gıdalar ve kuru
baklagillerdir. Proteinler vücutta değişik görevler için
kullanıldıktan sonra yıkılır ve bunun sonucu protein yıkım ürünü
olan üre,ürik asit, kreatinin gibi vücut için zararlı maddeler
açığa çıkar ve sağlıklı kişilerde böbrek tarafından idrarla
dışarı atılır. Böbrek yetersizliğinde söz konusu maddeler dışarı
atılamaz ve buna bağlı hastalık belirtileri (halsizlik,
iştahsızlık, bulantı, kusma, ağızda kötü koku) ortaya çıkar.
Böbrek yetmezliği hastalarında protein alınımın kısıtlanması ile
bu zehirli maddelerin üretimi de azaltılmış olur. Bu amaçla
kilogram başına 0.5-0.6 gr/gün (genellikle 40 gr) hayvansal
kaynaklı protein içeren diyet önerilmektedir. Sağlıklı bir
erişkinin günde alması gerekli protein miktarı yaklaşık kg.
başına 1 gramdır (örneğin 70 kg olan bir kişi için 70 gr). Bazı
hastalar kan üre değerlerini iyice düşürebilme amacı ile
diyetlerinde proteini tamamen keserler. Bu yanlıştır çünkü
vücudun proteine mutlaka ihtiyacı vardır.
Karbonhidratlar:
Tüketilen enerjinin %55 ile %70'i üremik hastalarda
karbonhidratlardan karşılanır. Türk mutfağında bu tür yiyecekler
(ekmek, makarna, yufka, pasta, börek, pilav vb.) genellikle çok
tüketildiği için gerekli kalori rahatlıkla sağlanır.
Karbonhidratların ve yağların yakılması ile üre ve vb. zararlı
maddeler meydana gelmez.Karbonhidratların kısıtlanması şeker
hastalğı olan hastalarda önerilir.
Yağlar:
Yoğun şekilde enerji sağlayan maddelerdir. Günlük kullanımda yağ
dediğimiz zaman tereyağı, margarin, bitkisel yağlar ve çeşitli
etlerde bulunan yağlar anlaşılır. Yağ alınmasının temel amacı
vücuda enerji sağlamaktır. Alınan kalorinin %20-40'ı yağlardan
sağlanır. Ayrıca A, D, E ve K vitaminleri gibi yağda eriyen
vitaminler de bu besinler ile birlikte emilir. Yağların kendi
içinde alt grupları vardır. Kolesterol çok önemli görevleri olan
bir yağ türüdür. Bir bölümü karaciğerde yapılır, kalan bölümü
ise besinlerle alınır.Kanda belirli miktarı aşınca (200 mg/dL ve
üzeri) damar sertliğine (ateroskleroz) ve buna bağlı olarak da
kalp krizi ve inmelere neden olabilir. Böbrek yetmezliği olan
hastalarda ise hastalığın daha da hızlı ilerlemesine neden
olabilir. Bu nedenle bu hastaların diyetlerindeki kolestorol
miktarı kısıtlanmalıdır. Bu hastalara özellikle zeytin, mısır,
ayçiçek gibi bitkisel sıvı yağlar kullanmaları öneerilir çünkü
kolestorol sadece hayvansal kaynaklı besinlerde bulunur
Su:
Böbrek yetersizliği cok fazla ilerleyinceye kadar genellikle
hastalar içtikleri su ile orantılı miktarda idrar çıkarırlar.
Böbrek yetersizliği henüz başladığı erken dönemlerde kanda üre
ve diğer zararlı maddelerin çok yükselmemesi için alınacak en
iyi önlem fazla miktarda su içmektir. Ancak böbrek yetmezliğinin
son dönemlerinde idrar miktarı iyice azalır ve su içmekle idrar
miktarı artmaz. Fazla suyun vücutta kalması tansiyon yüksekliği,
kalp yetmezliği ve nefes darlığına yol açar. Bu nedenle bir gün
önce çıkarılan idrar miktarına 500 ml (3 su bardağı) kadar su
eklenirse alınması gerekli su miktarı bulunur. Bu dönemde
hastanın her gün tartılması şarttır.Alınan günlük su miktarı
hesaplanırken içilen çay, ayran, çorba vb. eklenmesi de
unutulmamalıdır.
Tuz:
Böbrek yetersizliğinde vücuda alınan tuzun atılması azalır ve
vücutta birikir. Fazla miktarda tuz tansiyonu yükseltir ve
vücutta su birikmesine ve kalp yetmezliğine yol açar. Günlük tuz
alımı 2-3 g. olmalıdır. Diyet tuzları böbrek hastalarında çok
tehlikeli olabilir.
Potasyum:
Tuza benzeyen kan ve dokularda bulunan bir maddedir. Kasların ve
kalbin kasılmasında çok önemli rol oynar. Böbrek yetersizliğinde
potasyum vücuttan uzaklaştırılamaz ve bunun sonucunda kan
potasyumunda yükselme ortaya çıkar. Bu çok tehlikeli bir
durumdur ve ani kalp durmasına neden olabilir. Potasyum en çok
kurutulmuş meyve ve sebzeler (üzüm, incir, bamya), taze meyve
(muz, üzüm, erik vb.) ve tüm sebzelerde bulunur. Bu yüzden
yemeklerde kullanılan tüm sebzelerin önce haşlanması ve bu suyun
atılması önerilmektedir. Böbrek hastalarına her zaman
potasyumdan kısıtlı diyet önerilmektedir.
Kalsiyum ve fosfor:
Kalsiyum ve fosfor dengesi de böbrek yetmezliğinde bozulmuştur
ve buna bağlı olarak da kemiklerde zayıflık ortaya çıkmaktadır.
Kan fosfor düzeylerinde yükselme ve kalsiyum düzeylerinde azalma
görülmektedir. Yalnız diyet önerileri ile bunları dengede tutmak
mümkün olmamaktadır çünkü kalsiyumdan zengin gıdalarda fosfor
miktarı da fazladır. Bu nedenle mutlaka doktor tarafından
önerilen fosfor bağlayıcı ve kalsiyumu yükselten ilaçların
kullanılması gerekmektedir. Fosfor ve kalsiyum bakımından zengin
besinler tüm süt ürünleri ve balıklardır.
Böbrek yetmezliği ikiye ayrılır.
- Akut böbrek yetmezliği
- Kronik böbrek yetmezliği
Akut Böbrek Yetmezliği
Böbrek fonksiyonlarının ani kaybıdır. Erişkin bir insanda günlük
idrar miktarının aniden 400 ml?nin altına düşmesi ve kan üre
düzeyinin devamlı olarak yükselmesidir. Metabolitlerin vücuttan
atılabilmesi için günlük idrar miktarının en az 400 ml olması
gerekir.
Akut Böbrek Yetmezliğinin Etyolojisi
1. Prenenal Nedenler: Böbreğin kanlanması engellenmiştir.
Böbreklere yeterince kan gelmeyince GFR(Glomeruler filtrasyon
hızı) düşer. GFR(Glomeruler filtrasyon hızı)?nı düşüren nedenler
arasında;
- Hipovolemiye neden olan kusma
- Kanama
- Fazla diüretik kullanımı
- Geniş yanıklar
- Tuz kaybına neden olan renal boşluklar
- Gukozüri
- Vazodilatasyona neden olan ilaçlar
- Peritonit, akut pankreatit
- Kardiovasküler yetersizlik (ağır kalp yetmezliğini takip eden)
- Hipotansiyon, Gram (-) sepsisler (Doğumlar, düşükler)
- Kanın pompalama gücünün yetersiz olması nedeniyle volüm artışı
- Ciddi nefrotik sendrom gibi durumlar sıvının yer
değiştirmesine neden olur ve GFR(Glomeruler filtrasyon hızı)
azalır.
2. Renal nedenler: Nefrotoksik maddeler (cıva, aresenik, kurşun)
böbrek hastalıkları nedeniyle böbrek dokusunun harabiyetidir.
Sorun; akut tübüler nekroz ya da aşağı nefron nekrozudur.
- Glomerulonefrit
- Travma
- Arteroskleroz
- Küçük ve büyük damarların iltihaplanması
- Skleroderma
- Tümör ve böbrek damarlarının uzun süren spazmı
- Nefrotoksinler, ağır metaller (cıva, kadmiyum), CCl4, etilen
glikol, propilenglikol, antibiyotikler, anestezikler,
radyografiye bağlı (anjiyografi, I-V ürografi)
- Pigmentler obstruksiyonu sonucu; hemoliz, ağır travmalar,
crush sendromu, rabdomyolizis
- Cerrahi girişimler ve jinekolojik obstetrik hastalıklarla
ilgili olarak: Büyük ameliyatlardan özellikle yaşlılarda büyük
karın ameliyatlarından sonra klinik olarak şok görülmese de aort
cerrahisi, kalp kapak ameliyatları, plecenta previa ve septik
abortustan sonra
- Ağır ve geri dönmeyen prenenal faktörlerden herhangi birinin
renal parankimal bozukluğun gelişmesine neden olması
- İnterstiyal nefritler; ilaçlar, infeksiyon, hiperkalsemi,
myelom
- Renal vasküler hastalıklar: Malıgn hiperetansiyon, renal arter
trombozu ve emboli, renal ven trombozu
3. Post renal nedenler:
- Üretral obstrüksiyon. Prostat hipertrofisi,, üretra ağzını
tıkayan mesane tümörü, mesane boynu darlığı
- Üretral obstrüksiyon: Bilateral böbrek ve üreter taşları,
ameliyat sırasında üreterlerin kesilme yada bağlanması
retroperitoneal fibrozis
- Tubuluslardan meatusa kadar olan sistemin herhangi bir yerinin
tıkanması: Tümörün yayılması, pıhtı, taş, üreterlerin
yanlışlıkla bağlanması
Akut böbrek yetmezliğinin belirti ve bulguları
ABY (Akut Böbrek Yetmezliği) seyrinde iki evre görülür:
1. Oligüri evresi: Çeşitli nedenlerle nefronlar harap olduğundan
idrar miktarı 400 ml?den az olup bu miktar 100 ml?ye kadar
azalabildiği gibi bazen hiç idrar yapamayabilir (Anüri). Bu
evrede idrar miktarının birden azalmasına bağlı olarak üreyle
beraber pek çok madde kandan süzülemedikleri için birikirler.
Kanda Potasyum, sülfat, kreatin, fosfor,NPN (non protenize azot,
BUN) artar. Klor, kalsiyum, karbondioksit azalır. Hastalarda
proteinüri, hematüri, halsizlik, bulantı, kusma, hipertansiyon
oluşur. Bu evre 1-2 günden birkaç haftaya kadar sürebilir.
2. Diürez evresi: Bu evrede nefronlardaki bozukluklar düzelmiş
ve hasta bol miktarda idrar çıkarmaya başlamıştır. Hasta günde
1-2 litre bazen 3-4 litre idrar çıkarır. İdrar miktarı arttıkça
kanda biriken potasyum, fosfor, kreatinin, sülfat, NPN (Non
proteinize azot , BUN ) gibi maddeler dışarı atılır ve kan
biyokimyası normale döner.
Tedavi:
Tedavide amaç; ABY?ne neden olan faktörü ortadan kaldırmaktır.
Sıvı elektrolit kaybı süratle düzeltilmelidir. Diürezle birlikte
ağırlık takibi yapılmalıdır. ABY olan bir hasta günde 0,2-0,3 kg
kaybedebilir. Bundan fazlası volüm eksikliği ya da
hiperkatabolizma göstergesidir. Daha az kilo kaybı ise su ve tuz
fazlalığın belirtmesidir. Hastada extrarenal kayıplar (kusma,
fistül, dıare) yoksa 24 saatte toplam günlük diürezden 400 ml
fazla sıvı verebilir. Potasyum fazlalığı 6 mEq/lt?nin altındaysa
hasta K+?lu yiyeceklerden sakınarak yakın takibe alınır. 6,5 mEq
/ lt?den fazlaysa iyon değiştirici reçineler önerilir.
Kayaxalate 20-50 gr yada sorbital 100 ml sıvı ile ağız yolu ile
verilebilir. Amaç konstipasyondan korunmaktır. %10?luk Ca
glukonat veya % 20 glukoz kristalize 20-30 ünite insülin ile
birlikte verilerek K+ hücre içine sokulabilir.
Oligüri evresinde idrar akışı olmadığı için çıkardığı sıvıdan
fazlası verilmemelidir. Aksi takdirde volum fazlalığı ile
birlikte akciğer ödemi gelişir. Hastaya verilecek sıvı
miktarının hesaplanması 1 gün önce çıkardığı idrar miktarı +
fizyolojik kayıp şeklinde hesaplanarak verilecek sıvı miktarı
(zorunlu 400-500 ml) bulunur.
ABY?li hastaya K+, tuz, Na+, kısıtlı diyet uygulanır. Protein;
NPN (Non proteinize azot , BUN ) miktarını artırarak üremiye
neden olur. Na+; suyu tutarak ödem ve kalp yetmezliği neden
olur. K+?yı artıran muz, portakal, patatesten kaçınılır. K+
artışı ventrikuler fibrasyon oluşturur.
Diurez evresinde hasat bol idrar çıkardığından sıvı kısıtlanmaz,
aksine bol sıvı verilir. Biyolojik değeri fazla olan et, süt
gibi besinlerden 25-30 hatta 60 gr verilir.
ABY?de diyaliz endikasyonu; aşırı sıvı yüklenen ve akciğer ödemi
gelişen hastalarda, serum K+?u normale indirilemiyor ve üre,
kreatinin, nefrotoksik maddelerin uzaklaştırılması gerektiğinde
uygulanır.
Kronik Böbrek Yetmezliği
Kronik böbrek yetmezliği; uzun süren, ilerleyici, böbrek
fonksiyonlarının irreversible olarak bozulmasıyla üremi
tablosunun ortaya çıktığı böbrek hastalığıdır.
Üremi: Kanda ürenin normal değerinin üzerinde olması nedeniyle
ortaya çıkan semptomlar grubudur. Sinsi başlar ve yıllarca
sürerek nefron harabiyetine neden olur.
Kronik böbrek yetmezliği nedenleri:
1. Primer glorumeruler hastalıklar: Çeşitli glomerulonefritler (primer)
2. Kronik interstisyel nefrit (pyeloretrit, idiyopatik
interstisyel nefrit)
3. Renal vasküler hastalıklar: Doğumsal yada edinsel bilateral
iskemik böbrek hastalığı, hipertansiyona bağlı arterioler
skleroz, malign hipertansiyon ile ilgili malign nefroskleroz,
fabry hastalığı, sicklecell hastalığı
4. Böbreği ilgilendiren sistemik hastalıklar: SLE, PAN,
skleroderma
5. Böbreği ilgilendiren metabolik hastalıklarM, amiloidoz,
hiperkalsemi (hiperparatroidi, sarkoidoz, D vitaminozu,
süt-alkali sendromu) hiperoksalüri.
6. Her iki böbreğin doğumsal anomalileri: Polikistik böbrek,
hipoplastik böbrek, böbreklerin multipl kistik hastalığı
7. Nefrotoksinler: Fenasetin, aspirinin aşırı kronik kullanımı,
altın, kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller
8. Tubular hastalıklar: Aminoasidüri, renal tubuler asidoz,
kronik K+ eksikliği, myelom ve hiperglobulinemi yaparak
tubulusları tıkayan hastalıklar
9. Kronik obstruktif üropati: Renal pelvis ve üreterlerin tümör,
striktür ile tıkanması veya retroperitoneal fibroz, pelviüreter
veya üreterovezikal obstruksiyon, prostat hipertrofisi, mesane
boynu veya üretra darlığı
Kronik böbrek yetmezliği belirti ve bulguları:
1. Oluşan asidoz nedeniyle kusmual solunum vardır.
2. Metabolik asidozun MSS?ne etkisi nedeniyle irritabilite,
kompulsiyon, konvülsiyon psişik değişiklikler görülür.
3. Yüksek tansiyon
4. Anemi nedeniyle halsizlik
5. Kansızlık (üre kemik iliğini baskıladığı için kanın şekilli
elemanları bozuktur yada yetersizdir). Böbrek prankiminde
eritropoetin salımı azalır.
6. Ciltte üre kristalleri birikmesi nedeniyle kaşıntı vardır.
Yüksek ürenin nervus frenicusu uyarması nedeniyle sık sık inatçı
öksürük, hıçkırık nöbetleri oluşur.
4. Demir Preparatları
Diyaliz tedavisinde demir kaybı olur, böbrek yetmezliğinde
eritropoetin üretilememesi anemiye neden olur.
Ferrum Forte
Ferrosonal Duodenale
Venofer (IV)
Eritropoetin preparatları
Eprex ampul 2000-4000 ü
Recormon ampul 2000-5000 ü
Haftada 200-4000 ünite uygulanır.
5. Antihipertansifler
Diüretiklerle kontrol edilemeyen küçük tansiyon basıncının
kontrolü için kullanılır. Halsizlik, baş dönmesi durumlarında
yeniden doz ayarlanır.
Yan etkileri:
Hydralazine: Nabız sayısını artırır. Nabız 120?nin üzerindeyse
ilaç alınmaz.
Atenolol (propranolal), Dideral, Visken vs. nabzı azaltır. Nabız
60?ın altındaysa ilaç alınmaz.
Prazosin (minipres 1 mg-3 mg) ilk doz düşük tansiyona neden
olabilir. Bu nedenle ilk doz gece alınır. Günlük 1 mg ile 30 mg
arasında değişir.
Metildopa (Alfamet): Günde 3-4 kez 750-3000 mg alınır. 6 aydan
fazla kullanımı KC hasarı yapabilir. Ağız kuruluğu oluşturur.
6. ACE İnhibitörleri (Enapril, Renitec)
Kalsiyum Kanal blokerleri (Kardilat, Nidilat, Norvasc) böbrek
yetmezliği olan hastada ödem yapabilir.
Diyaliz
A. Hemodiyaliz
Diyaliz; Hastanın genel durumunu düzeltmek, su, elektrolit
dengesini ve vücutta biriken toksinlerin atımını sağlamak,
hastanın yaşama devam etmesini ve transplantasyona
hazırlanmasını sağlamak için gereklidir.
Diyaliz yarı geçirgen bir zar aracılığı ile kanda yüksek
yoğunlukta bulunan bazı zararlı maddelerin yayılma yoluyla
diyaliz sıvısına geçmesi prensibine dayanır. Vücuttaki fazla
sıvıyı çekmek içinde, zarın su tarafına bir emme basıncı
uygulanır (HABERAL, 1997).
B. Bikarbonat ve Bikart Diyalizi
Bikarbonat ve bikart diyaliz yöntemlerinden özellikle aşağıda
belirtilen hasta grupları yararlanmaktadır.
- Yaşlı hastalar
- Acil durumdaki diyaliz hastaları
- Akciğer hastalığı olanlar
- Kalp damarlarında sertleşme olan hastalar
- Tansiyonu düşük olan hastalar
- KC fonksiyonu bozuk olan hastalar (HABERAL, 1997).
C. Hemofiltrasyon
Hemodiyaliz tedavisinin bir başka şeklidir. Böbrekteki süzmeyi (ultrafiltrasyonu)
andıran bir sistemdir.
Özellikle aşağıda belirtilen hasta gruplarına uygulanmaktadır.
- Tansiyonu düşük olan hastalar
- Vücudun aşırı su bulunan ve hemodiyaliz tedavisinin ağır
geldiği hastalar
- Yoğun bakımdaki hastalar
- Ağır kalp yetmezliği olan hastalar (HABERAL, 1997).
- D. Periton Diyaliz
Karın boşluğunu saran zar (periton) suni böbrek vazifesini
görür. Karın duvarına takılan küçük bir tüp vasıtasıyla karın
boşluğuna 1-2 litre diyaliz sıvısı aktarılır. Kan içindeki atık
maddeler karın zarı vasıtasıyla diyaliz sıvısına geçer. Belli
bir zaman geçtikten sonra bu sıvı dışarı çekilerek yerine temiz
sıvı verilir. Periton diyalizinin bir şekli olan devamlı ayakta
periton diyalizi devamlı bir tedavi yöntemidir. Buna göre karın
boşluğu haftanın her günü ve en az günde dört defa değiştirilmek
üzere diyaliz sıvısı ile doldurulur. Sıvı değişimi evde veya
işyerinde yapabilir. Bu diyaliz yönteminden özellikle aşağıda
belirtilen hasta grupları yararlanmaktadır. Periton diyalizi ile
hemodiyaliz birbirine destek veren tedavi yöntemleridir (HABERAL,
1997).
- Çocuklar (0-16 yaş arası)
- Şeker hastaları
- Yaşlı hastalar
- Damar problemi olanlar
- Sosyal etkinliklerini kısıtlamak istemeyenler
- Rezerve böbreği olan hastalar
Böbrek Transplantasyonu
Kronik böbrek yetmezliğinin ideal tedavisi bugün için böbrek
transplantasyonudur. Böbrek transplantasyonu, hasta kimseye
canlı veya ölü birinin sağlıklı böbreğin cerrahi müdahale ile
nakledilmesi demektir. Böbrek transplantasyonu ile ilgili kriter
sürekli değişmektedir. Geçmişte transplantasyon yapılamayacağı
kabul edilen bir çok hastalıkta bugün rahatlıkla transplantasyon
yapılabilmektedir. Bugün, organ transplantasyonlarında temel
amaç; organa ihtiyacı olan herkese transplantasyon yapmak için,
bütün imkanları kullanarak ve mümkün olduğu kadar daha fazla
hastaya daha sağlıklı yaşam sağlamaktır (HABERAL, 1997).
Kronik Böbrek Yetmezliğinde Demir Eksikliği ve Tedavisi
KBY?de önemi en önde gelen problemdir. KBY?de serum hemoglobin
değeri 6-8 gr civarındadır. Bu değer bir çok hastanın
aktivitesini kısıtlar. Yaşlı hatalarda kalp sorunlarını
belirginleştirir. Aneminin esas nedeni eritrpoetin yapımındaki
azalmadır. Eritropoetin böbreğin tübül hücrelerinden salınan bir
hormon olup kemik iliğinden eritrosit yapımını arttırır normal
kişide anemi geliştiğinde eritropoetin yapımı artar ve kemik
iliğinde eritrosit sentezi artar. Anürik hastada şayet böbrek
duruyorsa bir miktar eritropoetin yapılır. Ancak bilateral
nefrektomi yapılan hastada plazma eritropoetini çok düşüktür. KC
ve tükürük bezleri eritropoetin sentezlerinde yetersizdir. Bu
nedenle çok gerekmedikçe nefrektomi yapılmaz. Diyalizde anemide
amaç eksik eritropoetini yerine koymaktır. Bu da 50-150 kg
dozunda subcutan veya IV uygulanır. Haftada 2-3 kez verilir ve
1-1,5 ay içinde hemoglobin miktarı normale dönmeye başlar.
Normal şartlarda hemoglobin 10 gr olacak şekilde tedavi
ayarlanmalıdır. Bazı durumlarda epileptik ataklar demir tedavisi
sırasında gelişebilir. Bu durumda epdantoin ile birlikte
tedaviye devam edilir. IV tedavi ile uzun süreli yüksek değerler
elde edilebilir.
KBY?de aneminin diğer bir nedeni plazmadaki üremik toksinlerdir.
Bu toksinler dolaşımdaki eritrositlerin yaşam süresini
kısıtladıkları gibi sentezi de baskılarlar. Normal kişide 115
gün olan eritrosit ömrü KBY?de 73 gündür.
KBY?de sekonder hiperparatroidizm ile kemik iliğinde fibrozis
artar. Bu fibrozis eritropoezi inhibe eder. Paratroidektomiyi
takiben bazı hastalarda anemi bir miktar düzelmiştir.
KBY?de GİS?den demir emilimi azalmıştır. Bu hastaların
diyetlerinde yeterince demir olmadığından ve PO bağlayan anti
asitlerin Fe emilimine engel olmasından dolayı anemi
görülebilmektedir. Fe içeren ilaçlar yemekten 1-2 saat sonra
verilmelidir. Diyaliz hastalarında oral Fe++ alımı takriben GİS
emilimi yeterli olmadığı için alerjik reaksiyonlara neden olsa
da takiple beraber IV Fe++ preparatları verilmelidir. 1 ampul
500 ml Dextrozla beraber 4 saatlik infüzyonla yavaş yavaş
verilir. KBY?si olan hastanın Fe++ durumunu takip etmek için en
iyi metod plazma ferritin değerini ölçmektir. Normal kişilerde
ferritin değeri 30-300 microgram/dl olmalıdır. KBY?de serum
ferritini 100 mcg?ın altında ise IV yada oral Fe tedavisi
mutlaka yapılmalıdır. Folik asit suda erir ve diyaliz
hastalarında kaybedildiğinden günde 1 mg oral olarak
alınmalıdır. aksi takdirde makrositik
kronik böbrek hastalıkları için diyet
Hazırlayan: Emine Polatateş
Diyet Uzmanı
Böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla metabolizmayı etkileyen
önemli olaylar birbirini izler. Böbreklerden su, sodyum,
potasyum, fosfor gibi maddeler ile üre, ürik asit, kreatin gibi
protein atığı zehirli maddeler atılamaz, kanda birikir. Bu
değişiklikler sebebiyle beslenmede bazı önlemler almak gerekir.
Hastanın laboratuar bulgularına göre doktoru özel bir diyet
önerir. Diyet uzmanının hazırlayacağı diyet ile protein, tuz
potasyum, fostor ve su miktarları kontrol altına alınır.
Böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla metabolizmayı etkileyen
önemli olaylar birbirini izler. Böbreklerden su, sodyum,
potasyum, fosfor gibi maddeler ile üre, ürik asit, kreatin gibi
protein atığı zehirli maddeler atılamaz, kanda birikir. Bu
değişiklikler sebebiyle beslenmede bazı önlemler almak gerekir.
Hastanın laboratuar bulgularına göre doktoru özel bir diyet
önerir. Diyet uzmanının hazırlayacağı diyet ile protein, tuz
potasyum, fostor ve su miktarları kontrol altına alınır.
Yiyeceklerde birden fazla besin öğeleri bulunur. Hastanın hangi
besin öğesinin hangi yiyeceklerde bulunduğunu bilmesi, diyetini
iyi kullanmasını sağlar. Diyet uzmanı bu konularda gerekli
açıklamaları yapıp yol gösterir.
PROTEİN
Vücut hücrelerinin yapıtaşıdırlar. Vücudun büyümesi, gelişmesi
yıpranan hücrelerin onarılması için gereklidir. Et, balık,
tavuk, süt ve türevleri, yumurta kaliteli protein kaynaklarıdır.
Proteinin fazla alınmasında; bulantı, kusma iştah azalması az
alınmasında; yorgunluk, güçsüzlük, kilo kaybı olur.
POTASYUM
Böbrekler tarafından kontrol edilen bir madensel öğedir. Kandaki
düzeyi 3,6-5,5 meq/L'dir Günlük gereksinimi 2 mg'dır. Vücudun
asit-baz dengesi ve normal kalp atışı için önemlidir. Böbrek
hastalarında potasyumun fazlası böbreklerden süzülemez, kanda
potasyum seviyesi artar, kavun, koyu yeşil yapraklı sebzeler,
bal kabağı, patates, domates, kuru fasulye, fındık ve sütte
potasyum bulunur.
FOSFOR
Kalsiyum ile fosfor kemikleri ve dişlerin sertleşmesini sağlayan
bir madensel öğedir. Kandaki düzeyi 2,5-4,2 mg'dır. Günlük
gereksinimi 500-700 mg'dır Böbrek hastalarında fosforun fazlası
vücuttan atılamaz. Kanda fosforun artması, kemiklerdeki
kalsiyumun dışarı atılmasına sebep olur. Proteinden zengin
gıdalarda fosfor bulunur. Balık, organ etleri, sosis, salam,
sucuk, yumurta, süt ve türevleri , kuru baklagiller, kurutulmuş
meyveler, tahıllar fosfor kaynaklarıdır.
SODYUM
Vücuttaki bir madensel öğedir, Kandaki sodyum düzeyi 134-144 meq/
L'dır. Günlük sodyum gereksinimi 2,5-7 gr'dır. Buda 7,5-18 gr
sofra tuzudur. Böbrek normal çalışmadığı zaman sodyum vücutta
kalır. Sodyumun fazlası vücutta sıvı birikimine sebep olur. Tuz
içeren yiyecekler şunlardır: Sucuk, Pastırma, salam, sosis,
kavurma etler, dil, dalak, yürek, işkembe, soslar, hazır
çorbalar, hazır her türlü gıdalar, tuzlu bisküvi, kraker, tuzlu
kuruyemişler, konserve yiyecekler, salamura yiyecekler,
turşular, zeytin, salça, soğan, sarmısak tozu.
SIVI
Akıcı durumda olan içeceklerdir. Su, kahve, çay, süt jöle,
dondurma, çorba, soslar, meyve suları sıvı yiyeceklere örnektir.
Böbrek hastalarının sıvıyı dışarı atma sorunları vardır. İdrar
kusma, ishal ve fazla terleme ile de vücuttan sıvı atılır.
Böbrek hastaların alacağı sıvı miktarı günlük çıkarılan idrar
oranına bağlıdır, Pratik olarak şu formülle hesaplanır.
Alıncak Sıvı Miktarı 24 Saat x 0,5 x Ağırlık x 1 gün önce
çıkarılan idrar miktarı.
Vücutta sodyum ve sıvının fazla bulunması yüksek tansiyon, nefes
darlığı, ödem ve kilo artışına sebep olur. Fazla tuzlu yiyen
kişi susar ve çok su içer. Çok su kilo artışını sağlar. 1 su
bardağı su 160 gram'dır. İki su bardağı su içtiği zaman ortalama
yarım kilo alınır.
Sıvı kontrolü için
1- Sofra tuzu ve sodyumlu yiyeceklerden sakının,
2- Susuzluğunuzu giderecek kadar için,
3- Limon dilimleri ve çiklet ile ağzınızı nemlendirin,
4- Ağzınızı soğuk sıvılarla çalkalayın fakat içmeyin.
DİYET ÖRNEKLERİ
1- Kronik böbrek hastalarında uygulanan diyet
40 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET
(1500 kalori, 1400 mg Potasyum, 600 mg Fosfor, 300 mg Sodyum)
Günlük Yiyecek Miktar (gram) Ölçü
Süt veya yoğurt 200 2 çay bardağı
Yumurta 50 1 adet
Et-Tavuk-Balık 90 3 köfte kadar
Ekmek 125 5 ince dilim
Sebze - 2 porsiyon
Meyva - 2 porsiyon
Yağ 20 2 yemek kaşığı
Bal veya reçel 20 2 tatlı kaşığı
40 GRAM PROTEİNLİ DİYETTE
ÖRNEK YEMEK LİSTESİ
SABAH :
Çay veya ıhlamur(Şekerli)
1 adet yumurta veya 1 kibrit kutusu kadar tuzsuz peynir
2 tatlı kaşığı bal veya reçel
1 tatlı kaşığı tuzsuz yağ
1 ince dilim ekmek
ARA ÖĞÜN : 1 porsiyon meyva
ÖĞLE :
2 adet ızgara köfte veya aynı miktar et, tavuk
2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği
1 çay bardağı yoğurt
2 yemek kaşığı pirinç pilavı
1 kase nişasta peltesi
ARA ÖĞUN : 1 porsiyon meyva
AKŞAM :
30 gram 1 küçük parça haşlama et
2 yemek kaşığı makarna
2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği
1 ince dilim ekmek
GECE 1 çay bardağı süt (Şekerli)
2- Hemodiyaliz hastalarında uygulanan diyet
60 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET
Günlük Yiyecek Miktar (gram) Ölçü
Süt veya yoğurt 300 3 çay bardağı
Tuzsuz peynir 30 1 kibit kutusu kadar
Yumurta 50 1 adet
Et-Tavuk-Balık 120 4 köfte
Ekmek 150 6 ince dilim
Sebze - 2 porsiyon
Meyve - 2 porsiyon
Yağ 20 2 yemek kaşığı
Bal veya Reçel 20 2 tatlı kaşığı
NOT
1- Kalorinizi yükseltmek için çay, ıhlamur, et suları, tuzsuz
yağ, nişasta, şeker, sade akide şekeri, pişmaniye, sade lokum
yiyebilirsiniz.
2- Sebzeleri yıkadıktan sonra küçük parçalara bölüp haşlayın,
haşladığınız bu suyu dökün, yağ istenirse et ilavesi ile
pişirin. Yemeklerin suyunu yemekten kaçının.
3- 1 yumurta 1 köfte kadar (30 gr ) et aynı değerdedir.
İstenirse birinden biri yenebilir.
4- 1 köfte kadar (30 gr) et yerine 3 yemek kaşığı kuru fasulye,
nohut, kara bakla, barbunya, mercimekten birini yiyebilirsiniz.
5- Etlerden koyun etini ve tavuk beyaz etini ve balığı tercih
ediniz.
6- Bitkisel sıvı yağlar ve zeytinyağı kullanınız.
7- 5 öğünde az az, sık sık besleniniz. Yemeklerinizi yavaş
yiyiniz.
YENİLMEMESİ GEREKEN YİYECEKLER
1- Önerilenden fazla süt, yumurta, et, balık, dil ve işkembe
(işkembeyi 10 günde bir yiyebilirsiniz).
2- İçeriği bilinmeyen çörek, kek, kurabiye, pastalar
3- Konserve, turşu, salamuralar, sucuk, pastırma, sosis, salam,
sakatatlardan karaciğer, beyin, böbrek, dalak, yürek.
4- Çikolata, kuruyemişler, meşrubatlar, boza, kahve, kakao,
neskafe
5- Tahin helva, tahin, pekmez
6- Bulgur
?- Pancar, bakla, ıspanak, pazı tatlı kabağı,. mantar, enginar,
asma yaprağı,karalahana
8- Muz, kavun
9- Tuz ve tuzlu yiyecekler, kabartma tozu, et suyu tabletleri
ÖNERİLER
Dışarıda Yemek Yerken,
1- Özel diyet uyguladığınızı her zaman belirtiniz
2- Günlük et gereksinmenize göre etinizin miktarını ayarlayın.
İsteyeceğiniz et salçasız veya haşlanmış tavuk, hindi ızgara et,
biftek hamburger olabilir.
3- Yiyebileceğiniz miktarda sebze veya salata isteyiniz.
Salatalarınızı sirke ve yağ ile lezzetlendiriniz.
4- Kızarmış ağır hamur tatlılarından kaçınınız. Müsaade edilen
meyveler, sütlü tatlılar, dondurma yenebilir.
5- Şerbet, buzlu meyve suları, jöleler, kahve ve çay günlük sıvı
ihtiyacınıza göre alınabilir.
6- Haftada 1-2 kez birer duble alınan alkolün böbreğe fazla
zararlı etkisi yoktur. Aşırı alkol ülserli hastalarda kanama
riskinin artmasına, terlemeyi artırarak idrar miktarının
azalmasına, tansiyonun yükselmesine sebep olabilir.
7- Sigaranın akciğerlerde, damar sistemi ve ülserde olumsuz
etkileri vardır. İçilmemesi önerilir.
Besinler Hakkında Genel Bilgiler
Canlılar hayatlarını sürdürebilmek için değişik besinleri uygun
miktarlarda almak zorundadır. Alınan bu gıdalarla, organların
çalışabilmesi için gerekli enerji elde edilir, büyüme ve gelişme
sağlanır, iç ve dış ortamdan gelen zararlı etkilere karşı vücut
kendini savunabilir.
Beslenme yetersizliği veya dengesizliği bazı hastalıkların
ortaya çıkmasına yol açar. Örnek olarak, fazla miktarda hamur
işi ve tatlı yiyen ve yeterince hareket etmeyenlerde şişmanlık,
çok fazla miktarda tuz alanlarda, eğer eğilim varsa, tansiyon
yüksekliği, hayvansal kaynaklı yağları çok yiyenlerde de damar
sertliği gelişebilir.
Ancak, sayılan gıdaların gereğinden az miktarda alınması da
beslenme yetersizliği ile sonuçlanır. O nedenle, sağlıklı ve
yeterli miktarda beslenebilmek için kişilerin besinler ve
beslenme şekli hakkında bazı temel bilgilere ihtiyacı vardır.
KALORİ
Beslenmenin önde gelen amaçlarından biri, gün boyunca
harcadığımız enerjiyi sağlamaktır. Bu enerji, aşağıda
anlatılacak olan değişik yiyecek gruplarının vücutta yakılması
ile elde edilir. Besinlerin yakılması ile açığa çıkan ve vücutta
kullanılan enerji miktarı "kalori" sözcüğü ile ifade edilir.
Kalori nedir: "Kalori" enerji veya ısı birimi olarak kullanılan
bir terimdir. Günlük uygulamada vücudun aldığı ve harcadığı
enerji veya "yakıt miktarı" olarak da açıklanabilir.
Değişik yapıdaki yiyeceklerin vücutta yakılması ile farklı
miktarlarda kalori (veya enerji) elde edilir. Örneğin, l gram
yağın yakılması ile 9 kalori, l gram karbonhidratın yakılması
ile 4 kalori ve l gram proteinin yakılması ile yine 4 kalori
açığa çıkar. Organlar görevlerini yerine getirebilmek için bu
enerjiyi kullanırlar. Alınan kalori miktarı harcanandan fazla
ise kilo alınır; harcanan kalori alınandan fazla ise kilo
verilir.
İnsan istirahat halinde iken, saat başına her kilo için yaklaşık
olarak l kalori sarfeder. Yani, şahsın kilosu 24 (saat) ile
çarpılırsa bir günde kullanılan kalori miktarı bulunur. Örneğin
70 kg ağırlığındaki bir kişi (70 (kg) x 24 (saat)= l 680
(kalori)} harcar. Günlük normal hareketler (konuşmak, okumak,
yazmak, kısa mesafeli yürüyüşler vb.) ortalama 500-600 kalorilik
ek bir harcamaya neden olur. Böylece, fazladan egzersiz yapmayan
70 kiloluk bir şahıs normal tempolu bir çalışma ile, bir günde
yaklaşık 2200 (1680 + 500=2180) kalori sarfeder. Bu kişinin
haftada yarım kilo verebilmesi için her gün 500 kalorilik az
gıda alması veya 2200 kalorilik gıda aldığı halde her gün
fazladan 500 kalori harcayacak ilave egzersiz yapması
gerekecektir, (l saatlik tempolu yürüyüş yaklaşık 400-500 kalori
harcanmasına neden olur). Kilo verebilmek için yapılacak şey,
bir yandan alınan kalori miktarını azaltmak, bir yandan da
kullanılan kalori miktarını artırmaktır.
Vücudumuz gereksinimi olan kaloriyi yenilen değişik yapıdaki
besinlerden sağlar.
DEĞİŞİK BESİN GRUPLARI, SU, TUZ, VİTAMİN VE MİNERALLER
Yediğimiz bitkisel ve hayvansal kaynaklı besinlerin kimyasal
yapıları birbirinden farklıdır. Aşağıda, değişik besin grupları
hakkında özet bilgiler verilmiştir:
PROTEİNLER:
Büyüme ve gelişmenin sağlanması, dokuların onarımı ve vücut
savunması için en önemli olan besin türüdür. Kısmen de vücuda
enerji sağlamak için kullanılır. Proteinler aminoasit adı
verilen küçük ünitelerin vücudumuzda biraraya getirilmesinden
oluşur. Bu aminoasitlerden bazıları vücut tarafından yapıldığı
halde diğer bazıları vücutta yapılamaz ve mutlaka dışarıdan,
hayvansal gıdalardan, alınmaları gereklidir. Mutlaka dışarıdan
alınması lazım gelen bu tür aminoasitlere esansiyel (temel)
aminoasitler adı verilir.
Bir protein kaynağı esansiyel aminoasit yönünden ne kadar
zenginse, o kadar değerlidir. Bu bakımdan en değerli gıda
yumurtadır. Süt, peynir ve diğer hayvansal besinler de esansiyel
aminoasitlerden zengindir. Öte yandan, başta kurubaklagiller
(fasulye, bakla, nohut vb.) olmak üzere, buğday, patates, pirinç
gibi bazı bitkisel besinlerde de protein vardır. Ancak, bitkisel
proteinler fazla miktarda esansiyel aminoasit içermediği için,
hayvansal proteinler kadar yararlı değildir.
Değişik kaynaklardan alınan aminoasitler vücutta bir araya
getirilir ve o andaki ihtiyaca göre farklı türlerde proteinler
yapılır. Daha sonra bu protein er yukarıda sözü edilen görevler
için kullanılır.
Proteinler vücutta değişik görevler için kullanıldıktan sonra
yıkılır. Yıkılma sonucunda protein yıkım ürünü olan üre, ürik
asit, kreatinin adı verilen maddeler açığa çıkar. Bu maddeler
vücut için zararlıdır ve sağlıklı kişilerde böbrekler tarafından
idrarla dışarı atılır. Böbrek yetersizliği varsa söz konusu
maddeler dışarı atılamaz ve kanda birikir; buna bağlı olarak da
bazı hastalık belirtileri ortaya çıkar. Bu belirtilerin hepsine
birden, kısaca, ÜREMİ denir.
Yağların ve karbonhidratların yıkılması ile sayılan zararlı
maddeler meydana gelmez.
İyi beslenmiş sağlıklı bir erişkinin vücudunda yaklaşık l l kg
kadar protein vardır. Kişi yeterli miktarda besin ve kalori
alamaz ise, vücut enerji ihtiyacını karşılamak için karaciğer,
kas ve kalpteki proteinleri yıkar, böylece ileri derecede
zayıflık ve kuvvetsizlik ortaya çıkar.
Sağlıklı bir erişkinin bir günde alması gerekli protein miktarı
yaklaşık olarak kg başına l gr (örneğin, 70 kg'lık bir şahıs
için 70 gr dolayında protein) kadardır. Bu miktar, karışık (hem
bitkisel, hem de hayvansal proteinlerin alındığı) beslenme türü
için geçerlidir. Eğer kişi sadece hayvansal protein alıyorsa, kg
başına 0.75 gr. protein de vücut ihtiyacını karşılayabilir.
Böbrek yetersizliği varsa bu miktarda proteinin yıkımı ile açığa
çıkan üre, kreatinin gibi maddelerin temizlenmesi güç olur ve
vücutta yukarıda sayılan zararı maddeler birikir. O nedenle
böbrek hastalarında bir günde verilen protein miktarı toplam 30
- 40 gr'a (kg başına yaklaşık 0.5 - 0.7 gr'a) kadar indirilir.
Değişik türdeki etlerde (tavuk, balık, kırmızı et) ve
peynirlerde yaklaşık %20 oranında protein vardır. Yani, kişinin
20 gr. protein alması için, yağsız ve kemiksiz 100 gr. et veya
peynir yemesi gerekecektir.
KARBONHİDRATLAR:
Karbonhidratlar vücuda enerji sağlamak için kullanılır. Bitkisel
gıdalarda fazla miktarda bulunur ve sebze ya da meyvelerin
yenilmesi ile vücuda alınır. Ekmek, makarna, bisküvi, şeker,
pirinç, patates, fasulye gibi tahıllar, sebze ve meyveler
yanında süt ve yoğurt da önemli karbonhidrat kaynaklarıdır.
Taneli sebzelerde genel olarak daha fazla karbonhidrat vardır.
Bu tür gıdalar ülkemizde çok tüketilmektedir.
Karbonhidratların temelini oluşturan bitkisel gıdalarda fazla
miktarda lif de vardır. Bu lifler kabızlığı, kalın barsak
tümörlerini ve kan yağlarının yükselmesini önler; dolayısı ile
çok yararlıdır. O nedenle sebze ve meyvelerin bol miktarda
yenilmesi sağlıklı bir beslenme şeklidir. Yine aynı nedenle
meyve suyu içmek yerine, meyvenin kendisinin yenilmesi daha
yararlıdır. Kepekli ekmek yemek de değişik hazım bozuklukları
için yararlı olur.
Tüketilen enerjinin %55 ile %70'i karbonhidratlardan sağlanır.
Gereğinden fazla alınan karbonhidratlar vücudumuzda yağa
dönüştürülür ve o şekilde depolanır; böylece de şişmanlığa neden
olur.
Yoğun bir karbonhidrat kaynağı olan şekerin ve çok tatlı
yiyeceklerin fazlaca alınması diş çürümelerine, damar sertliğine
ve şişmanlığa yol açar. Bu tür besinler sağlıksızdır, tatlı
gıdaları fazla miktarda yemekten kaçınmalıdır.
Bir günde alman karbonhidrat miktarı ortalama olarak 300-350
gr'dır.
Yapay Tadlandırıcılar
Fazla kalori alımı ve şişmanlığı önlemek için, şeker yerine
değişik tadlandırıcıjar (sakkarin ve benzer eri) yaygın olarak
kullanılmaktadır. Kullanılacak yapay tadlandırıcının türü için
beslenme uzmanınıza veya doktorunuza danışınız; çünkü yapay
tadlandırıcılarm cinsine göre günlük kullanılacak miktarları
farklı olabilir.
Yapay tadlandırıcılar enerji içermeyen ve içerenler olarak ikiye
ayrılır.
A. Enerji içermeyenler:
1. Aspartam (Piyasa adı: Sanpa, Diyet-tat, Nutra-tat, Canderel,
Sucridin) ve
2. Sakkarin (Piyasa adı: Sakkarin, Hermesetas) adlı maddelerdir.
Bazı tadlandırıcılar sakkarin yanında siklamat adı verilen bir
diğer tadlandırıcıyı da içerir (Piyasa adı: Dulcaryl,
Hermestaryl).
Bu maddelerin çok fazla miktarda alınması durumunda mesane
kanseri yapabileceği konusunda şüpheler vardır; ancak bir günde
kg başına 40 mg (yani tatlandırıcının içerdiği maddeye göre 50 -
100 tablet) aspartam hiç bir riske yol açmadan rahatlıkla
alınabilir.
B. Enerji içerenler:
Fruktoz, sorbitol, mannitol, ksilitol gibi maddelerdir. Bu
maddeler tablet olarak satılmaz ancak bazı diyet reçel ve
tatlılarının yapılmasında kullanılır.
Diyet ürünü satın alırken etiketinde neleri içerdiğini mutlaka
okuyunuz.
YAĞLAR:
Yağlar yoğun şekilde enerji sağlayan maddelerdir. Tıbbi ve
kimyasal yönden çok değişik yağlar vardır. Ama, günlük
kullanımda yağ dediğimiz zaman tereyağı, margarin, sıvı bitkisel
yağlar, ette, tavukta diğer kümes hayvanlarında ve balıkta
bulunan yağlar kastedilir.
Yağ alınmasının asıl amacı vücuda enerji temin etmektir. Diyetin
özelliğine göre, aldığımız kalorinin %20 ile %45 kadarı
yağlardan sağlanır. Ayrıca, A, D, E, K vitamini gibi yağda
eriyen vitaminler de bu besinlerle birlikte emilir. Yağlar
midenin boşalmasını geciktirir, doyma duygusunu oluşturur. Tam
yağsız bir diyetle doyma hissinin sağlanması çok güçtür.
Yağlar vücutta deri altında, karın zarında, kas lifleri arasında
ve böbrekler ile yumurtalıklar çevresinde depolanır. 60 kg'lık
bir insanda yaklaşık 9 kg kadar yağ deposu vardır. Şişmanlık yağ
depolarının artması sonucunda ortaya çıkar.
Bu değerler yiyeceklerin içerdiği yağ ve dolayısı ile kalori
miktarını belirtmek açısından önemlidir. Söz konusu gıdaların
fazla alınması şişmanlamaya yol açar.
Hekiminizden zaman zaman "doymuş yağlar" ve "doymamış yağlar"
sözlerini de işitebilirsiniz. Doymamış yağ terimi ile sıvı
bitkisel yağlar (örneğin ayçiçeği yağı, soya fasulyesi yağı,
mısırözü yağı) kastedilir. Bu tür yağların alınması sağlıklıdır.
Doymuş yağ terimi ile de katı hayvansa yağlar (örneğin tereyağı,
içyağı) kastedilir. Bu tür yağların alınması pek çok hastalığa
zemin hazırlar.
Bir günde alınan yağ miktarı beslenme şekline göre, ülkeler ve
bölgeler arasında büyük farklar gösterir. Sağlıklı bir erişkin
günde yaklaşık 60 gr kadar yağ alır. Yemek alışkanlıklarına ve
ailenin ekonomik durumuna göre değişmek üzere, bu yağın bir
kısmı,et, tavuk, balık, yumurta, süt ve süt ürünlerinden, kalan
kısmı ise bitkisel yağlardan elde edilir.
Yağların kendi içinde pek çok alt grubu vardır. Bunlar içinde
adı en fazla geçeni ve toplum sağlığı açısından önem taşıyanı
kolesteroldür.
Kolesterol:
Vücudumuzda çok önemli görevleri olan bir maddedir. Bir kısmı
karaciğerde yapılır, diğer kısmı ise yiyecekler ile alınır. Kan
kolesterol düzeyi belirli bir miktarı aşınca damar sertliği,
kalp krizi ve beyin inmeleri için önemli risk faktörü oluşturur.
Kan kolesterolünün %200 mg'm altında olması lazımdır. Bu miktar
250 mg'm üzerine çıkarsa zararlı etkiler için risk başlar.
Günlük konuşmalarda zaman zaman "iyi kolesterol", "kötü
kolesterol" sözlerini de duyabilirsiniz. Bu terimlerdeki
"iyilik" ve "kötülük" bizzat kolesterolle ilgili değil, ancak
kolesterolü kanda taşıyan bazı proteinlerin düzeyi ile
ilgilidir. Kolesterol taşıyan bu proteinlerin bir bölümünün (iyi
kolesterol = HDL) artması damar kireçlenmesi riskini azaltır,
diğer bölümlerin (kötü kolesterol = LDL, VLDL) artması ile ise
damar kireçlenmesi riski artar.
Total Kolesterol
200'den az olmalı = HDL
35'den fazla olmalı + LDL
130'dan az olmalı + VLDL
30'dan az olmalı
Kolesterol niçin yükselir?
Kan kolesterolünün yükselmesine değişik faktörler etki eder:
1. Ailevi faktörler: Bazı ailelerin çoğu fertlerinde kan
kolesterolü yüksektir.
2. Yaş ve cinsiyet: Erkek ve kadınlarda 20 yaşından itibaren
kolesterol düzeyi artmaya başlar. Menopoz öncesinde kadınlarda
kolesterol daha düşük olduğu halde, menopoz sonrasında
erkeklerden bile daha yüksek düzeylere tırmanır.
3. Kilo durumu: Şişmanlarda kolesterol düzeyi daha yüksektir.
4. Diyet: Fazla yağlı ve kolesterol içeren gıdalarla
beslenenlerde kan kolesterolü daha yüksektir.
Alınan kolesterol miktarını olabildiğince azaltmak için,
yemeklerde ve öğünlerde yağ kullanılacağı zaman zeytin yağı,
mısırözü yağı, ayçiçek yağı gibi bitkisel sıvı yağlar
seçilmelidir. Katı yağ kullanmak zorunluluğunda iseniz doymamış
yağ asidi içeriği yüksek olan yumuşak margarinleri (Becel, Rama,
vb) tercih ediniz.
Kolesterol sadece hayvansal kaynaklı besinlerde bulunur;
bitkisel gıdalarda bulunmaz.
Yumurta sarısı kolesterol yönünden en zengin kaynaktır.
Bir günde alınan kolesterol miktarı 300 mg'dan daha az
olmalıdır. Bu amaçla;
* Balık ve tavuğun beyaz etini, kırmızı ete tercih ediniz.
* Etli yemeklere ayrıca yağ eklememeye özen gösteriniz.
Yemeklerde yağ kullanacağınız zaman zeytinyağı, mısırözü yağı,
ayçiçek yağı gibi sıvı bitkisel yağları seçiniz.
* Katı yağ kullanmak zorunluluğunda iseniz yumuşak margarinleri
(buzdolabında serteşmeden yumuşak kalanları) kullanınız.
* Haftada bir veya en çok ikiden fazla yumurta yemeyiniz.
* Organ etlerini (Sakatatlar: karaciğer, beyin, böbrek, dalak,
dil, yürek, işkembe) çok seyrek (ancak 2-3 ayda l kez) yiyiniz.
* Sucuk, salam, sosis, pastırma gibi yiyeceklerden ve hazır
gıdalardan kaçınınız.
* Süt ve süt ürünlerini (peynir, yoğurt, ayran) vb. tüketirken
yağsız olanlarını tercih ediniz; dondurmayı çok seyrek olarak
yiyiniz.
* Sigara içmeyiniz.
* Beyaz ekmek yerine kepekli ekmeği tercih ediniz.
* Kabukları ile yenebilen sebze ve meyveleri, kabuklarını
soymadan yemeyi tercih ediniz.
* Ayak üzeri yenen hamburger, pizza, dönerli sandviç vb.
yiyecekleri (fast food) olabildiğince az yiyiniz, bu
yiyeceklerin hepsinde kolesterol oranı yüksektir; Bunlar yerine
sebze yemeklerini veya ızgara yağsız etleri seçiniz.
Diyetin posa içeriğini arttırdı iseniz mutlaka günde 6-8 bardak
sıvı içiniz.
Düşük kolesterollü bir diyete başladıktan 2 ile 3 hafta sonra
kan kolesterolü de azalmaya başlar.
Kan kolesterol düzeyini azaltmanın en etkili yollarından biri de
düzenli egzersiz yapmaktır. Haftada hiç değilse 3 gün, yarım
saat süre ile yapılan egzersiz bu konuda yeterli olur. Egzersiz
ayrıca stresi azaltır, yüksek tansiyonun normal düzeylere
gelmesine yol açar. Daralmış damarların hemen yanında yardımcı
küçük damarların gelişmesini sağlar.
Kan kolesterolü yüksek olanların, eğer içiyorlar ise, sigarayı
bırakmaları, şişman iseler zayıflamaları lazımdır.
Tüm bu önlemler ile kolestolünüz düşmez ise, kolesterol düşürücü
ilaçlar yarar sağlar.
SU, TUZ, DEĞİŞİK MİNERALLER VE VİTAMİNLER:
SU:
Vücudumuzun yarıdan fazlası (kadınlarda vücut ağırlığının %
55'i, erkeklerde %60'ı) sudan meydana gelir. 65 kg ağırlığındaki
sağlıklı bir insanın vücudunda yaklaşık 36 - 40 kg su vardır.
Su, hem organların yapısında yer alır, hem de kanın sıvı kısmını
oluşturur, insanlar günlerce aç kalabildiği halde, susuzluğa bir
kaç günden fazla dayanamaz.
Su ve diğer sıvı gıdalar yenilen değişik besinlerle, içilen su
ve diğer içecekler ile vücuda girer; idrar, dışkı, solunum ve
terleme ile kaybedilir. Sağlıklı kimselerde alınan ve değişik
yollarla kaybedilen sıvılar arasında bir denge vardır.
Eğer alınan sıvı çok fazla ise ve yeterince atılamazsa (bu durum
en sık böbrek yetersizliğinde görülür) vücutta su birikir.
Böylece el, ayak, gözkapakları ve vücudun değişik yerlerinde
şişlikler belirir ve başta nefes darlığı olmak üzere, değişik
organlara ait hastalık belirtileri ortaya çıkar. Bunun tersine,
kaybedilen sıvı çok fazla ise (örnek olarak ishal ve şiddetli
kusma durumunda) ve bunu karşılayacak kadar sıvı alınamazsa,
tansiyon düşüklüğü, idrar miktarının azalması, ileri derecede
halsizlik ve şuur bulanıklığı gibi belirtiler görülür.
Vücudumuzdaki suyun gerek fazlalılığı, gerekse eksikliği belli
bir süre içinde tedavi edilemezse hayati tehlike ortaya çıkar.
TUZ:
Günlük kullandığımız sofra tuzu sodyum ve klor adı verilen iki
atomun birleşmesinden meydana gelir. Tuz dengesi anlatılırken bu
iki eleman, özellikle daha çok önem taşıyan sodyum
kastedilmektedir.
Tuzun bileşimindeki sodyum'un çok önemli görevleri vardır.
Sodyum, vücuttaki suyun dengesine (alınmasına, atılmasına, vücut
içindeki dağılımına) katkıda bulunur; kan basıncının belirli
düzeylerde tutulmasını sağlar ve elektriki özellikleri ile de
değişik organların görev yapmasında hayati rol oynar.
Vücutta tuz dengesini ayarlayan en önemli organ böbreklerdir.
Sağlıklı böbrekler fazla miktarda tuz alındığı zaman idrarla
atımı artırır. Tersine olarak, az miktarda tuz alındığında
idrara olan kayıp durdurulur ve denge sağlanır.
Kandaki tuz miktarının kısa süre içinde normale göre çok artması
veya azalması, şuur bulanıklığı, adale krampları ve havale
nöbetleri gibi belirtilere yol açar. Sürekli olarak fazla tuz
alınması da tansiyon yüksekliğine neden olur.
Tuz (dolayısıyla sodyum), yediğimiz çeşitli besinlerin içinde
mevcuttur. Ayrıca, yemeklerin veya içeceklerin içine fazladan
eklenir. Bir günde alınan tuz miktarı coğrafi yöreye ve yemek
alışkanlıklarına göre büyük farklılıklar gösterir. Ortalama
olarak 6 ile 10 gr. dolayındadır. Eğer sofraya gelen yemeklere
ek olarak tuz
Kalsiyum, kemiklerin ve dişlerin sertliğini sağlayan, adalelerin
kasılmasında, kanın pıhtılaşmasında, ve bir çok hormonun
etkilerini göstermesinde rol oynayan önemli bir maddedir. Başta
süt ve süt ürünleri olmak üzere değişik gıdalarla alınır.
Kanda kalsiyum eksikliği D vitamini yetersizliğinde, böbrek ve
karaciğer hastalıklarında, bazı hormonal bozukluklarda ve bazı
ilaçlara bağlı olarak görülür. Bu durumda hastanın kaslarında
istemsiz kasılmalar ile şuur bozukluğu gözlenir, uzun sürede
kemikte zayıflık ortaya çıkar. Bazı durumlarda ise, kan
kalsiyumu normalden daha yüksektir. Bu duruma D vitamini
zehirlenmesinde, hormonal hastalıklarda, uzun süre hareketsiz
kalan hastalarda, bazı tümörlere bağlı olarak ve belirli
ilaçların kullanılmasından sonra rastlanır. Hastalarda
iştahsızlık, bulantı, kusma, şuur bulanıklığı, kas zaafı
görülür.
FOSFOR:
Fosfor da, kalsiyum ile birlikte kemiklere çöker ve iskeletin
dayanıklı olmasını sağlar. Başta hayvansal kaynaklı gıdalarda
olmak üzere, doğada çok yaygın olarak bulunur, söz konusu
besinlerle vücuda girer. Fazla fosfor böbrekler tarafından
vücuttan atılır.
D vitamini eksikliğinde ve bazı mide ilaçlarının kullanımına
bağlı olarak kan düzeyi azalabilir. Böbrek yetersizliğinde
gereken miktarda fosfor atılamadığı için, vücutta birikir.
Ayrıca, bazı hormonal hastalıklarda vücutta birikime uğrar.
Bir günde alınan fosfor miktarı yaklaşık l gr dolayındadır.
Yüksek fosfor içeren Gıdalar
Balıklar
Bulgur
Etler (koyun, dana vb.)
Kepek (Kepekli ekmek)
Kuru baklagiller
Kurutulmuş sebzeler (fasulye, bezelye)
Peynir (Kaşar, cheddar, gravyer, otlu peynir, rokfor)
Sakatatlar
Süt, yoğurt, süttozu,
Yağlı tohumlar (Badem, fıstık, ceviz vb.)
DEMİR:
Demir, kan yapımında çok önemli rol oynar. Bunun dışında,
vücudumuzdaki pek çok hücrenin görevini yapabilmesi için demire
ihtiyaç vardır.
Vücudumuzda bulunan toplam demir miktarı 4 gr kadardır.
Demir vücudumuza değişik besinler ile girer. Demir eksikliği
oldukça sık rastlanılan bir durumdur. Gıdalarla yetersiz
miktarda alma veya kaza, ameliyat, barsak kurtları, mide
kanamaları, kadınlarda adet kanamaları veya doğum gibi çok
değişik nedenlere bağlı kayıplar sonucunda demir eksikliği
ortaya çıkar. Bu hastalarda, halsizik, iştahsızlık, yutma
güçlüğü, tırnak kırılması, tırnağın çökük olması, çocuklarda
büyüme gelişme geriliği ve kansızlık gibi bulgular görülebilir.
Öte yandan bazen çok sık kan verilmesi ile ve demir içeren
ilaçların lüzumundan fazla kullanılmasıyla vücutta demir
fazlalığı da meydana akabilir. Demir fazlalığı çok nadir olduğu
halde, demir eksikliği hem ülkemizde hem de dünyada en sık
rastlanılan besinsel eksikliktir. Bilinçli bir beslenme ile bu
durumun önüne geçilebilir.
Erişkin için bir günde alınması gerekli demir miktarı ortalama l
mg kadardır. Bu miktar, adet gören, çocuk emziren kadınlarda ve
gebelerde 2 - 3 mg'dır.
DİĞER MİNERALLER VE VİTAMİNLER:
Sayılanların dışında, magnezyum, çinko, iyot, flor, kükürt, gibi
değişik mineraller ve fofık asit, A, D, E, K, B grubu (Bl, B2,
B6, B12) ve C vitamini gibi vitaminler organlarımızın düzenli ve
sağlıklı çalışabilmesi için şarttır.
Bu maddelerin eksikliği veya fazlalığında değişik hastalık
belirtileri ortaya çıkar.
O mg potasyum içerenler: Yer fıstığı yağı, mısırözü yağı,
zeytinyağı, soya fasulyesi yağı, kuyruk yağı
50 mg'dan az potasyum içerenler: Şeker, sofra tuzu, sirke,
nişasta, yufka, mutfak margarini, tereyağı, mayonez, salata
sosu, yulaf çorbası
51-100 mg potasyum içerenler: Karpuz, konserve bezelye, konserve
taze fasulye, reçel, pasta bisküvisi, %80 randımanı un,
kek-pasta unu, ekmeklik buğday unu, sandviç ekmeği, irmik,
pirinç, etsuyu tableti,beyaz peynir, lor peyniri
101-150 mg potasyum içerenler: Armut, elma, greyfurt, limon
,mandalina, çavdar ekmeği, peynirli kraker, tuzlu kraker, corn
flakes, şehriye, krema, hazır ezogelin çorba, hazır sebze çorba,
kaşar peyniri, yoğurt, yumurta
151-200 mg potasyum içerenler: Sosis, bütün tavuk, tavuk ciğeri,
ahududu, ananas, ayva, böğürtlen, çilek, taze mürdüm eriği,
greyfurt suyu, taze incir, kiraz, vişne, portakal, taze üzüm,
salatalık, kuru soğan, kırmızı turp, sütlü dondurma, karamela,
hazır işkembe çorbası, hazır domates çorbası, galeta unu,
makarna, haşlama mısır, arpa, inek sütü
201-250 mg potasyum içerenler: Ördek eti, derişiz beyaz tavuk
eti, beyin, böbrek, şeftali, taze bamya, taze biber, domates ,
taze fasulye, taze kabak, beyaz lahana, taze patlıcan, yeşi
soğan, çavdar unu, salatalık turşusu, hazır bezelye çorbası
251-300 mg potasyum içerenler: Koyun eti, hindi eti, dana
ciğeri, kırmızı erik, kavun, taze kayısı, nar, kivi, karnabahar,
kereviz, kıvırcık, kuşkonmaz, kırmızı lahana, marul, taze mısır,
şalgam, siyah turp, şekerli çikolata
301-350 mg potasyum içerenler: Kaz eti, iç bezelye, havuç, kış
kabağı, kırmızı pancar, pırasa, bulgur, Hindistan cevizi (toz)
351-400 mg potasyum içerenler: Sığır eti, muz, tam un (%100
randımanlı), sade kraker, soya sosu
401-450 mg potasyum içerenler: Mantar, bademli çikolata, durum
buğdayı, tahin, patates
451-500 mg potasyum içerenler: Ispanak, fıstıklı çikolata,
aşurelik buğday
501-550 mg potasyum içerenler: Taze börülce, baş sarmısak
551-600 mg potasyum içerenler: Pancar yaprağı
600 mg'dan fazla potasyum içerenler: Avokado, kuru incir,
şekersiz çikolata, Antepfıstığı, Ay çiçeği çekirdeği, Badem,
Barbunya, Bamya (kurutulmuş), Bezelye, Börülce (kuru), Ceviz,
Dereotu (kuru), Enginar, Fasulye (kuru), Fındık, Hurma, Ispanak,
Kakao, Karanfil, Kayısı (kuru), Kepek, Kestane (haşlama),
Kestane (kavurma), Maya (kuru), Maya (yaş), Maydanoz, Maydanoz
(kuru), Mercimek, Nescafe, Nohut, Patates unu, Patates cipsi,
Pekmez, Pestil (erik), Pestil (kayısı), Salça, Soya fasulyesi,
Soya unu (yağlı), Soya unu (yağsız), Süt tozu (yağlı), Süt tozu
(yağsız), Tahin, Tere otu, Toz karabiber, Toz kırmızı biber, Toz
kimyon, Toz sarmısak, Üzüm (kuru), Yer fıstığı (kavrulmuş)
Tedavisi
Mümkün Olan Bir Hastalık... |